MAVIS GALLANT İLK KEZ TÜRKÇEDE

Yayımcılık dünyasına yakın zamanda adım atmasına rağmen, yayımladıkları iki öykü kitabıyla da oldukça isabetli seçimler yapan Yüz Kitap, Kanadalı yazar Mavis Gallant’ın Paris Öyküleri adlı derlemesini haziran ayında okurlarıyla buluşturdu. Yüzü aşkın öykü arasından yapılan bu derleme, yazarın edebi yeteneğinin küçük bir kısmını okuyucuya sunmakla birlikte, kalan kısmı için de önemli bir ipucu niteliği taşıyor. Mavis Gallant ismine ilk kez ünlü İngiliz yazar Julian Barnes’ın “Onbuçuk Bölümde Dünya Tarihi” kitabındaki bölümlerden birinde denk gelmiştim. Barnes…

Continue reading

New Yorker’dan Avrupa’nın tüm sokaklarına: MAVIS GALLANT ÖYKÜLERİ

Yıllarca New Yorker dergisinde öyküleri yayınlanan Mavis Gallant’ın Yüz Kitap tarafından yayınlanan “Paris Öyküleri” isimli kitabı Kanada’da doğan özgürlükçü bir aklın dünyanın farklı coğrafyalarına bakışından izler taşıyor, hem de özenle yazılmış bir öyküyü okumanın insanı sürükleyebileceği düşüncelerin derinliğiyle şaşırtıyor. Gallant’ın kitabı adeta günümüz Avrupa’sının ve Batı medeniyetinin bugünden bakıldığında çözülmesi imkânsız gibi görünen manevi problemlerine dair yanıtlar içeriyor. Malum, 20. yüzyıldaki Avrupa fikrinin barışçıllığına ve çoksesliliğine olan hayranlık, yerini çoktan rafa kalktı denen görüşlerin puslu dünyasına bırakabilir gibi duruyor.…

Continue reading

“YAZMAK AŞKA BENZİYOR, EN İYİ KISMI İLK ZAMANLARI…”

Mavis Gallant, 1922 yılında İngiliz-İskoç bir iş adamı ile onun Amerikalı eşinin tek çocuğu olarak Montreal’de dünyaya geldi. Amatör bir ressam olan babasını on yaşındayken kaybetti, annesi kısa sürede yeniden evlendi. Göçebelik Gallant’a çocukluğundan mirastı -ailesi çok sık taşınıyordu ve sekiz yıl içinde, liseden mezun olana dek, New York’ta 17 farklı okula gitti.   18 yaşında Montreal’e yalnız döndü. Kısa bir süre Kanada Film Kurulu’nda çalıştı, ardından The Standard için Jean-Paul Sartre dahil birçok isimle…

Continue reading

PARİS’İN BİNBİR YÜZÜ

Yüz Kitap çok yeni bir yayınevi. Daha önce Türkçeye çevrilmemiş yazarları yayımlamayı amaçlayan bu genç yayınevinin ilk kitabı, Grace Paley’nin ‘İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden’ adlı öykü derlemesiydi. Bir kitabevinin rafında kapağına ve adına çarpılarak aldığım bu kitap sayesinde Paley’nin ne kadar önemli bir yazar olduğunu öğrenmiş bulundum. İkinci kitapları ise daha bu ay yayımlanan ‘Paris Öyküleri’. Kanadalı yazar Mavis Gallant’ın genellikle Paris’te geçen öyküleri, yavaş yavaş ve sindirilerek okunması gereken metinlerden. Mavis Gallant, Montreal’de…

Continue reading

BİR ÖLÜM-KALIM MESELESİ

‘Yetişkinlik hayatımla sınırlı tutarak söylersem, kırk beş yıl boyunca ırmakta bir kaşık su gibi yazıyla yaşadım.’ Mavis Gallant, ilk öyküsünü ve -yirmi beş yıl boyunca-  sonrakileri de okuyan, New Yorker editörlerinden William Maxwell için ‘her şeyi ona borçluyum’ diyor. 1950 yılında tanışıyorlar. Gallant yol ayrımında. Yazar olmak, Paris’e yerleşmek istiyor. Bunun için işini -başarılı bir gazeteci-, yaşadığı ülkeyi -Kanada-, arkadaşlarını ve ‘aşina olduğu’ her şeyi bırakacak. Etrafındaki herkes tam tersini düşünürken Maxwell öyle davranıyor ki,…

Continue reading

ÇÜNKÜ İNSANA HİÇ RAHAT YOK KENDİNDEN

İlk kez Türkçeye çevrilen Kanadalı yazar Grace Paley, ‘İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden’ adlı öykü kitabında sıradan insanların gündelik hayatlarını alaycı bir dille anlatıyor. İstiyor ki biz de bilelim; insana hiç rahat yok kendinden. Grace Paley, şair, aktivist, öğretmen ve anne. Ama en çok da bunların hepsini öykülerinde toplamayı başaran bir yazar. Dünya edebiyatının daha önce Türkçeye hiç çevrilmemiş önemli yazarlarını Türkiye’de okuyucularla buluşturmayı amaçlayan Yüz Kitap sayesinde geç de olsa edebiyatseverler onunla tanıştı. Paley’in…

Continue reading

NE OLACAĞINI BİLMEK

Türkçede ilk kez Paris Öyküleri ile okurla buluşan Mavis Gallant’ın Jason Deyoung ile Numéro Cinq’te yayınlanan söyleşisinden kısa bir bölüm: Jason Deyoung(JD): Paris Öyküleri nasıl ortaya çıktı? İçindeki öyküler daha önce başka kitaplarda yer almış olan bu kitabı yayınlamanın amacı neydi? Mavis Gallant(MG): Kitap New York Review of Books tarafından basıldı. Hem aynı adlı dergiyi çıkarıyorlar, hem de kitap basıyorlar, biliyorsunuz. İlgilenir miyim diye sordular, Michael Ondaatje’nin öyküleri seçeceğini, bir de önsöz yazacağını söylediler, evet…

Continue reading

İNSANIN UFAK TEFEK TUHAFLIKLARI

Grace Paley ile Derya Sönmez’in Sarnıç’taki yazısı sayesinde tanıştım. Elleri dert görmesin. Kitap kapaklarının önemli olduğunu biliyoruz. Yazı karakteri, kapak görseli, tasarım etkili elbet. Yoksa İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden kitaplığımdaki “hevesle alınıp aylarca okunmayı bekleyen kitaplar” bölümündeki yerini alabilirdi. Kitap, yeni bir yayınevi olan Yüz Yayınları tarafından basılmış. Yayınevinin ilk kitabı. İyi, albenili bir baskı. Umarım nice kitapları olsun. Öncelikle de Grace Paley ablamızın diğer iki öykü kitabını yayımlarlar umarım. İnsana Hiç Rahat Yok…

Continue reading

ALAYCI BİR KALEMDEN RAHATSIZ EDİCİ ÖYKÜLER

Grace Paley, Ağustos ayında Yüz Kitap’tan çıkan İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden (The Little Disturbances of Men) kitabıyla ilk kez Türkçeye çevrilmiş oldu. Öyküleriyle tanınan Paley’i öykü tutkunları bilir. Öykülerini ancak İngilizce okuyabilen okurların yanında, bu çeviriyle birlikte yeni okurlar da kazanacak. İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden, aynı zamanda bir öğretmen, şair ve sıkı bir aktivisit olan Paley’in ilk öykü kitabı. 1959’da basıldığında, otuz yedi yaşında olan Paley’e öykülerini niçin bu kadar geç yayımladığı soruluyor.…

Continue reading

İNSANA HİÇ RAHAT YOK KENDİNDEN, GERÇEKTEN!

Mark Twain-O.Henry geleneğinde bir mizahı Çehov’un insanları kadar ezilmiş ve kabullenmiş ama sıyırmaya çalışan kahramanlarla kaynaştırmış Grace Paley. Ama en çok da ayakları üzerinde durmaya çalışan kadınları sevgiyle ele almış.   On hikâyeden oluşan bir kitap “İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden”. Orijinali 1959 yılında basılmış. Yani ABD’de 60’lardaki nispeten daha özgürleştirici bir anlayışın ve kafa yapısının temeli atılırken. Dolayısıyla, ABD’de 1950’lerdeki o muhafazakâr kafanın halen yaşandığı dönemde, o yapının dışına çıkabilen insanların hikâyeleri bunlar. Öyle…

Continue reading