ÇOK DAHA FARKLI OLABİLİRDİ AMA OLMUYOR

 Joy Williams ile mutlaka tanışın. Diğer kitaplarının da Türkçeleştirilmesini hep beraber dört gözle bekleyelim.

Kuzey Japonya’da yaşayan Aynu halkını duymuş muydunuz? Ayıların neredeyse şeref konuğu muamelesi gördüğü bu toplumun en ünlü ritüeli günümüzde kaybolmaya yüz tutmuşsa da, şaşkınlık yaratmayı sürdürüyor. Kış sonlarında kaçırılan bir bebek ayının bir kadına verilmesiyle başlayan bu ritüel, ayının büyük ihtimam ve sevgiyle büyütülmesini, şımartılmasını kapsıyor. Derken günün birinde köyün şefi o güne dek el üstünde tutulan ayıyı, çok sevdikleri halde öldürmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Kafesi halatlarla çekilen ayı, bir kazığa bağlanıyor, işkence görüyor ve yaşamı, detaylarını vermekten çekindiğim bir yöntemle son buluyor.

2004’te yayımlanan 12 öykülük derlemesinin “Şeref Konuğu” adlı ilk öyküsünde bu ritüeli hatırlatan ABD’li yazar Joy Williams, annesi ölümcül bir hastalıkla mücadele eden Helen adlı karakterine, “Yaşamak şeref konuğu olmak gibi bir şeydi. Sonra birden şeref konuğu olmayıveriyordunuz,” dedirtirken, insanlığın kurduğu düzen içinde hayvanlar ne kadar değer taşıyorsa, sanılanın aksine insanların da daha değerli olmadığını anlatıyor. Derlemenin İngilizce baskısına adını veren öykü, kitabın genelinin altını çizdiği gibi, zihnin insan yaşamına atfettiği önemin ve insana atfettiği üstünlük ile biricikliğin anlamsızlığına dikkat çekiyor aslında. Fakat kitabın Türkçe baskısı, adını, “Şeref Konuğu”ndan değil “İyilik” adlı öyküden alıyor. İnsan, yayınevinin neden böyle bir tercihte bulunduğunu merak ediyor doğrusu.

Williams, “Şeref Konuğu” ile kurduğu çatıyı, derlemenin diğer öykülerinde öne çıkardığı birkaç alt temayla da sağlamlaştırıyor diyebiliriz. “İyilik” de bu temalardan birini barındırıyor. Hayatın inceliklerine değil de, statüye önem veren kocası Richard’dan sıkılan Janice, sevgi dolu olduğuna inandığı kalabalık bir aileye iyilik yapmak istiyor. Yolda karşılaştıkları bu ailenin benzin parasını karşılamak için, kocasını mola verdikleri yerde bırakarak tek başına aileyi gördükleri yere dönüyor. Aileyle tanıştığında ise hayal kırıklığına uğruyor ve bu hayal kırıklığı da kocasını duyduğu kızgınlığı büyütmekten başka bir işe yaramıyor. Kocasından mutsuzluğuna çare bulmasını bekleyen Janice, derlemede karşımıza çıkan bir istisna değil. “Şeref Konuğu”nda tanıştığımız hasta anne, vakitsiz ölümünün intikamını kızından alıyor. “Çekiç” adlı öyküde tanıştığımız Darleen ise babasızlığının acısını annesinden çıkarıyor. Bu bağlamda aile, hayatlarımızda bir günah keçisi işlevinden fazlasını görmüyor. İyilik ise içimizi rahatlatmak için başvurduğumuz bencilce bir yoldan ibaret kalıyor.
İyilik, ilk romanı State of Grace ile National Book Ödülü’nü kazanan, son romanı The Quick and the Dead ile 2001’de Pulitzer Ödülü finalisti olan Joy Williams’ın Türkçedeki ilk kitabı. Orta sınıf uçurumunun ve ruhsal çöküşün kıyısında, sallantıda yaşayan karakterlerinin çocukluktan yetişkinliğe ilerledikçe, yani zihnin kurduğu yapay dünyaya kapıldıkça kaybolduğunu gösteriyor Williams. Ve bu yapay dünyada hiçbirimiz benzersiz değiliz aslında.
Joy Williams ile mutlaka tanışın. Diğer kitaplarının da Türkçeleştirilmesini hep beraber dört gözle bekleyelim.

 

GÖKÇE GÜNDÜÇ

Bu yazı sabitfikir dergisinde yayınlanmıştır.